1 Kasım 2009 Pazar

OYUNLAR



ARAÇSIZ YAPILAN OYUNLAR
1- Seke Seke YürümeÖğretmen, çocuklardan belirtilen mesafeye kadar seke seke yürümelerini ister Yorulacakları için bir süre sonra ayakları değiştirilir. Bu oyun istenirse yarışma şeklinde de yapılabilir. Dengesini kaybeden, düşen, yere basan yada yanlış ayak değiştiren yanar.
2- HacıyatmazÇocuklar üçer kişilik kümelere ayrılırlar. Her kümede iki çocuk yüz yüze ve karşılıklı durur; üçüncü çocuk ise bu iki çocuğun arasında ( iki arkadaşının birini sağına, ötekini soluna alacak şekilde, dimdik ve kaskatı )durur. Ortadaki çocuğa iki çocuktan biri, Hacıyatmaz'ı ötekine, öteki de birinci çocuğa doğru, omuzlarından iter. Yandaki çocuklar, Hacıyatmaz'ı düşürmemeye özen gösterirler. Oyunun yinelenmesinde, ortadaki çocuk yana geçer. Üç çocuk da Hacıyatmaz olduktan sonra oyun biter.
3- Ayak Ayak YürümeBir ayağın burnuna, öteki ayağın topuğunu değdirerek yapılan yürüyüşe, "ayak-ayak yürüme" denir.Bu oyunda çocuklar, yaklaşık bir metre arayla, arka arkaya dizilirler. Yerin elverişlilik durumuna göre dizilme birerli kol'da, ikişerli kol'da yada üçerli kol'da olabilir. Oyun başladığında her çocuk, kollarını iki yana açar, ayak-ayak yürür. Yürüme yönünden sapan, ayak ayak yürümede yanlış yapan yada dengesi bozulan, yanmış olur.Bu oyun iyice öğrenildikten sonra, çocukların gözlerini kapatmaları istenerek de oynatılabilir.
4- Çapraz SıçramaÇocuklar, ikişer ikişer kümelere ayrılırlar. Her iki çocuk yüz yüze durur; ondan sonra, sağ kolları ile birbirlerinin kollarına çapraz olarak girerler ve kendi çevrelerinde sıçrayarak dönerler. Bu dönüş, soldan sağa doğru olur. Bir süre sonra durup, kollarını değiştirirler; bu kez sol kollarla çapraz yaparlar, sağdan sola doğru sıçrayarak dönerler. Oyun istenildiği kadar sürdürülebilir.
5- Aç Kapıyı Bezirgân BaşıBu oyun iki aşamada oynanır. Şarkılı oyun ve çekişme. Alana bir çizgi çizilir.Şarkılı oyun başlamadan önce sayışma yapılır, iki çocuk seçilir, bunlar "Bezirgân" olurlar. Bezirgânlar, arkadaşlarına duyurmadan kendilerine birer ad takarlar. Örn. Biri al, öteki yeşil olur. (Aslan-kaplan,elma-armut vb. birbirine yakın başka adlar da takılabilir.)Bezirgânlar, çizginin iki yanında olmak üzere, karşılıklı geçerler, el ele tutuşurlar; ellerini yukarı kaldırarak "kapı" yaparlar. Öteki çocuklar ( çizgiye koşut olarak ) tek sıra biçiminde dizilirler; bunlar "kervan" olurlar.Kervancılar, "aç kapıyı bezirgan başı" şarkısını söyleyerek "kapı"dan geçmeye başlarlar. Şarkının son dizesi, "arkamdaki yadigâr olsun, yadigâr olsun" söylendikten sonra, hangi çocuk "kapıda" içinde kalmışsa o çocuk bezirgânlar tarafından ( kollar arasında tutularak ) tutsak alınır.Bezirgânlar, "tutsak"ın kulağına sorar: "al mı ?,yeşil mi?" Tutsak da fısıltıyla yanıtlar:"al" derse, adı "al" olan bezirgânın arkasına, "yeşil" derse, adı "yeşil" olanın arkasına geçer; belinden tutar, bekler.Oyun şarkılı olarak yeniden başlar ve bir çocuk kalıncaya kadar aynı kurallarla sürer. Bezirgânlar son çocuğu da aynı yöntemle tutsak alırlar; tutunca, "bir sıçan" derler, salıverirler; çocuk"al" kümesinin çevresini koşarak dolaşır, gelip kapıya girer. Bezirgânlar bu kez "iki sıçan" derler, salıverirler; çocuk "yeşil" kümesinin çevresini koşarak dolaşır, gelip kapıya girer; bezirgânlar "üç sıçan" derler ve çocuğu bu kez salıvermezler; "al mı ?…yeşil mi ?" diye ona da sorarlar. Çocuk ne yanıt verirse, o bezirgânın arkasına geçer.Burada oyunun çekişme aşaması başlar. "al" ile "yeşil" çizginin iki yakasında karşılıklı olarak durur, birbirlerinin ellerinden sıkı sıkı tutarlar. "Al"ın arkasındaki çocuklar birbirlerinin, "yeşil"in arkasındaki çocuklar da birbirlerinin bellerinden, sıkı sıkı tutarlar.Öğretmenin ( yada bir çocuğun ) "başla" demesi üzerine, Al kümesi ile Yeşil kümesi çekişmeye başlar. Hangi küme çizgiyi geçer yada koparsa, o küme yenik sayılır.Kazanan kümedeki çocuklar ellerini tempo ile çırparak "çürük elma, çürük elma" diye bağrışırlar. Aynı anda iki kümede de kopma olursa, bütün çocuklar "çürük elma" diye bağrışırlar.Çocuklar isterlerse oyun, "bezirgân"ları ve adları değiştirilerek yinelenir. Kervancılar : -- Aç kapıyı bezirgân başı, bezirgân başıBezirgânlar : -- Kapı hakkı ne verirsin, ne verirsinKervancılar : -- Arkamdaki yadigâr olsun, yadigâr olsunOyun sonunda bezirgânlar : "Bir sıçan, iki sıçan, üç sıçan" diye, şarkısız olarak sorarlar.
6- Kim GüçlüAlanın ortasına bir düz çizgi çizilir. Her çocuk bir eş seçer. Eşlerden biri çizginin bir yanında durur. Her çocuk sağ ayağını çizgiye koyar, iki çocuğun sağ ayaklarının burunları birbiriyle karşılıklı durmuş olur; sol ayaklar geride tutulur. Çocuklar, karşılıklı olarak el ele tutar, birbirlerini kendi taraflarına çekmeye çalışırlar. Çekilen, yani çizgiyi geçen çocuk, oyunu yitirmiş sayılır, oyun istenildiği kadar yinelenebilir.Bu oyun, bir çizgi üzerinde çekişmeli yapıldığı gibi, çizgi olmaksızın, iki çocuğun bir eksen çevresinde dönerek çekişmesi biçiminde de yapılabilir.
7- İmdat YarışıAlana uzun ve düz bir çizgi çizilir. Çizginin
8-10 metre karşısında ve çizgiye eşit uzaklıkta, birbirine bitişik iki kale yapılır. Çocuklar iki eşit kümeye ayrılır. Her küme kendine bir ad takar; kendi içinden, sayışarak bir kaptan seçer. Çocukların tümü, çizgiye sağ ayaklarını basarak, koşmaya hazır biçimde ve yan yana dururlar. İki küme arasında bir metre kadar açıklık bırakılır. Her kaptan, kendi kümesinin karşısındaki kale içinde durur. Öğretmenin yada bir çocuğun "başla" komutuyla oyun başlar. Her kaptan koşarak kendi kümesine gider, sıranın başındaki çocuğun elinden tutar; birlikte kaleye doğru koşarlar. Kaleye gelince, kaptan kalede kalır, onunla birlikte gelen çocuk kaptan olur. Yeni kaptan da önceki gibi, geri döner, yine sıranın başındaki bir çocuğun elinden tutar, birlikte koşarak kaleye gelirler. Bu kez yeni gelen çocuk kaptan olur. Oyun, kesintisiz olarak, kümedeki çocukların tümü kaleye getirilinceye kadar böylece sürer. Hangi küme kaleye önce gelirse, o küme oyunu kazanmış olur. Oyun süresince, kümedeki çocuklar kaptanlarına "imdat, imdat" diye bağrışırlar.
8- Çürük YumurtaÇocuklar arasından bir ebe seçilir. Öteki çocuklar halka olup çömelirler, ellerini dizleri önünde kenetlerler. Oyun başlayınca ebe, halkanın ortasında dolaşır. " Bu yumurta sağlam mı ? Çürük mü ? "der ve bir arkadaşının başına, önden hafifçe iterek dokunur. Dokunulan çocuğun, düşmeden ve çömelik durumda dengede kalması gerekir. Dengesi bozulup geriye ( yada denge sağlayayım derken ileriye ) düşen yada kenetli elleri çözülen çocuk yanmış olur, oyun dışı kalır. Sona kalan bir kaç çocuk alkışlanır. İstenirse oyun yinelenir.
9- Gölgeme Basma Bu oyun, güneşli havada, bahçede oynanır. Çocuk sayısına göre bir alan belirlenir. Oyun sırasında bu alanın dışına çıkılmaz. Çocuklar sayışarak aralarında bir ebe seçerler. Ebe, arkadaşlarını kovalayarak birinin gölgesine basmaya çalışır. Kimin gölgesine basarsa ebelikten kurtulur. Gölgesine basılan yada kaçarken oyun alanının dışına çıkan çocuk ebe olur. Oyun böylece istenildiği kadar sürdürülür.
10- Çömel KurtulÇocuklar, aralarından bir ebe seçerler. Öteki çocuklar oyun alanına serbestçe dağılırlar. Ebe, arkadaşları içinden birini yakalamaya çalışır. Yakalanmak üzere olan çocuk, ebe kendisine yaklaşınca yere çömelirse, yanmaktan kurtulur. Çömelmeden yakalanırsa yanar. Yakalanan ebe olur, oyun böylece sürer.
11- Zıpçıktı Çiçek AçtıÇocuklar halka biçiminde çömelirler. Öğretmen, "çocuklar, şimdi sizinle, zıpçıktı çiçek açtı oyunu oynayacağız." der, oyunu anlatır. Oturan çocuklar, " zıpçıktı çiçek açtı" denilince, hızla ayağa kalkar, kollarını yana açar ve yine çömelirler. Öğretmen bunun tersini de söyler: " zıpçıktı çiçek açmadı" diyebilir. Bu durumda çocuklar çömelik durumlarını bozmayacaklardır. " Zıpçıktı çiçek açtı" denilince çömelik kalan yada "zıpçıktı çiçek açmadı" denilince ayağa kalkan çocuk, yanmış olur; oyun dışı kalır.
12- Köprü NöbetçisiOyun alanına bir dikdörtgen çizilir. Bu köprü olur. Çocuklar sayışarak dört tane nöbetçi seçerler. Nöbetçilerin her biri köprünün ( dikdörtgenin ) bir köşesinde durur. Görevleri, köprüden kimseyi geçirmemektir. Öteki çocuklar, köprünün (dikdörtgenin ) uzun kenarlarından birinin dışında dururlar. Yapacakları iş, karşıdan karşıya köprüyü enlemesine geçmektir. Geçmek için köprüye giren çocuğu nöbetçiler kovalar; ona elle dokunmaya çalışırlar. Dokunulan çocuk vurulmuş olur. Vurulan yanar ve o da ötekiler gibi nöbetçi olur. Oyun böylece sürer. Vurulmadan karşıya geçen çocuk oyunu kazanmış sayılır ve alkışlanır.
13- Sıçrama YarışıOyun alanında, duvara paralel bir çizgi çizilir.( duvarla çizgi arası yaklaşık 15-20 adım olabilir.)Çocuklar, duvarın dibinde yan yana sıralanırlar; ayaklarını topuklarında bitiştirir ve ayak burunlarını açık olarak tutar, beklerler. Öğretmen düdük çalınca ( yada "başla" diyerek başlama komutu verince " çocuklar topukları üzerinde sıçraya sıçraya gitmeye başlarlar. Topuklar üzerinde sıçrayarak kim çizgiye önce varırsa, yarışı o kazanmış olur,alkışlanır. Topuklarının bitişikliği bozulan yada kural dışı başka devinimler yapan, yanmış olur, oyun dışı kalır. Yarış, istenildiği kadar yinelenebilir.
14- Çömleğimde Ne Var ?Bir ebe seçilir. Öteki çocuklar halka olur, çömelirler. Ebe halkanın dışında dolaşır. İstediği bir oyuncunun yanında durur ve sorar : Ebe : Çömleğinde ne var ? Oyuncu : Yağ var, bal var. Ebe : Satar mısın ? Oyuncu : Satmam. Ebe : Tattırır mısın ? Oyuncu : TattırmamEbe : ( oturan oyuncunun eline hızla vurur ve "Al öyleyse, sen o yoldan, ben bu yoldan" der ve halkanın çevresinden dolaşarak aynı yere gelmek üzere koşmaya başlar ) Eline vurulan oyuncu da, hemen yerinden kalkar, ebenin koştuğu yönden değil, ters yönden halkanın çevresinde koşmaya başlar. İkisinin de amacı, boşalan yere önce gelip çömelmektir. Kim önce gelirse o çömelir; öteki ebe olur. Oyun böylece sürer.
15- Balık TutmaBahçeye, oyun alanı olarak, iki metrekarelik bir dikdörtgen çizilir. Buna "balık ağı" denilir. Sayışma yapılır, bir ebe seçilir. Ebe "balıkçı" olur; balık ağının bir köşesinde bekler. Öteki çocuklar "balık" olurlar ve ağ çevresinde dolaşırlar. Diledikleri zaman balık ağına ( yakalanmamaya çalışarak ) girip çıkarlar. Balıkçı ise, ağa giren balıkları yakalamaya çalışır. Ağın içine olabildiğince çok sayıda balığın girdiği bir anı kollar. Dilediği zaman "dur" yada "yakaladım" diye bağırır. Balıkçı bağırınca, ağ içinde bulunan bütün balıklar oldukları yerde kalırlar. Balıklar yakalanmış olur.Balıkçı, balıkları sayar, arkadaşlarına sayısını söyler, ebelikten kurtulur. Yakalanan balıklar, aralarında sayışarak yeni bir ebe seçerler. Yeni ebe balıkçı olur. Oyun böylece sürer. Oyun sonunda, en çok balık tutmuş olan çocuğa "reis" adı takılır ve o çocuk alkışlanır.
16- Parmak ŞıklatmaBu oyun, kolaydan zora doğru, üç aşamada oynanmalıdır.Çocuklar halka olur, otururlar.a)- Öğretmenin göstermesiyle ve hep birlikte- Öğretmen "bir-iki" der, iki avucunu sayma temposuyla dizlerine vurur. Çocuklar öykünerek yaparlar, aynı devinim bir kaç kez yinelenir.- Öğretmen "üç-dört" der, iki avucunu sayma temposuyla birbirine vurur. Çocuklar öykünerek yaparlar.- Öğretmen "bir-iki-üç-dört" der ve avuçlarını iki kez dizlerine, iki kez de birbirlerine ( sayma temposuna uyarak ) vurur. Çocuklar öykünürler, yinelerler.Buraya kadar alıştırma yöntemiyle öğretilen sayma-vurma işlemi pekiştikten sonra öğretmen, parmak şıklatmayı gösterir, anlatır; çocuklara birer birer ve topluca yaptırır. Öğrenildiğini saptadıktan sonra, sayarak parmak şıklatmaya geçer.- Öğretmen "beş-altı" der, sağ ve sol elleriyle ( sayma temposuna göre ) parmaklarını şıklatır.Çocuklar öykünerek yaparlar, gerektiği kadar yinelenir.- Son aşamada öğretmen, "buraya kadar ayrı ayrı öğrenilmiş olan sayma-yapma devinimlerini birleştirir"; "bir-iki-üç dört-beş-altı " diye sayarak, sırasıyla iki kez dizlerine, iki kez ellerine vurur, iki kez de parmaklarını şıklatır. Çocuklar da öğretmene öykünerek ve tempoya uyarak yaparlar. Bu oyun iyice öğrenildikten sonra, alıştırmalar yaptırılmadan, birden altıya kadar sayılarak gereken devinimler yaptırılır. Öğretmen, çocukların dikkatlerini, ritmik duyuşlarını ve reflekslerini geliştirmek amacıyla, sayma-yapma temposunu hızlandırabilir, ağırlaştırabilir.
17- Acı-Tatlı OyunuÇocuklar sıra biçiminde yan yana dizilirler. Öğretmen karşılarına geçer, acı, ekşi, tatlı vb. tat bildiren sözcükleri söyler.Acı denilince, çocuklar hep birlikte, ağızlarını açıp elleriyle ağızlarını yelpazeleyerek, ağızlarının acıdan yandığını belirtmeye çalışırlar.Ekşi denilince, yüzlerini buruşturup ekşi yemişler gibi mimikler yaparlar. Tatlı denilince, tatlı yemiş gibi damak şaklatıp gülümserler.
18- Tadından BulÇocuklar yan yana dizilirler. Bir ebe seçilir. Önceden bir tabak içinde hazırlanmış çeşitli yiyeceklerden bir tanesi çocuğa tattırılır. Bunun ne olduğu sorulur. Gözleri önceden bağlanmış olan ebe, görmeden yediği yiyeceğin tadını düşünür, adını bulur, söyler. Bilen alkışlanır.
19- Ellem Büllem OyunuÇocuklar yere otururlar. İçlerinden biri ebe seçilir. Ebe, oturan çocuklara eliyle dokunarak aşağıdaki tekerlemeyi sayışma gibi söyler. Son hece söylenirken ebe hangi çocuğa dokunmuşsa o çocuğu sorguya çeker. Ellem büllemEpelek sepelek Sarı kızın satmasıKara koyunun dolması Al bunu çek bunu Ebe : Hamam önüne vardın mı ?Çocuk : Vardım. Ebe : Benim devemi gördün mü ?Çocuk : Gördüm. Ebe : Çullu muydu, çulsuz muydu ?Çocuk : Çulluydu.Ebe : Benim devem çulsuzdu, bilemedin.Ebe : Yolda tavuk gördün mü ?Çocuk : Gördüm. Ebe : Ak mıydı, kara mıydı ?Çocuk : Karaydı.Ebe : Benim tavuğum ak idi, bilemedin. Ebe : Develerime tuzlu su mu içirdin, tuzsuz su mu ?Çocuk : Tuzlu su içirdim.Ebe : Vah vah benim develerimin ciğerlerini yakmışsın ha !… ve çocuğu kovalamaya başlar, çocuk kaçar. Yakalanan çocuk ebe olur. Yakalayamazsa ebeliği devam eder. Oyun böylece sürdürülür.
20- Dudaktan AnlamaÖğretmen, bilinmesi kolay olan sözcüklerden birini ( anne, baba, kardeş, arkadaş, adları gibi ) seçer, dudak hareketleriyle (hiç ses çıkarmadan) söyler. Çocuklar da, söylenen sözcüğün ne olduğunu öğretmenin dudak devinimlerinden bulmaya çalışırlar. Bilen çocuk öğretmen olur. Oyun böylece sürer.
21- Karşıtını BulÖğretmen, "ben size bir sözcük söyleyeceğim, siz de o sözcüğün taşıdığı anlamın karşıtı anlam taşıyan bir sözcük bulup söyleyeceksiniz" der. Örneğin ; büyük-küçük, şişman-zayıf, beyaz-siyah, uzun-kısa, kalın-ince vb. öğretmen söyler, çocuklar yanıtlar.
22- Yattı Kalktı OyunuHer çocuğa bir ad konur. Bu ad bildikleri sebze, meyve yada çiçek adı olabilir. Çocuklar kendi adlarını da isterlerse seçebilirler. Oyunun oynanışı şöyle olur: Örneğin adı "lahana" olan çocuk önce arkadaşlarından hangisinin adını söyleyeceğini düşünür ve onun adını söyleyerek oyuna başlar."-Lahana, yattı kalktı biber." Derken yatar kalkar. Hemen ardından adı biber olan çocuk aynı sözleri bir başka arkadaşının adını söyleyerek yineler."-Biber, yattı kalktı domates" Oyun böylece devam eder. Şaşıran çocuk yanmış olur, oyun dışı kalır.
23- Bum OyunuÇocuklar halka biçiminde otururlar. Öğretmen "çocuklar, şimdi Bum oyunu oynayacağız. Aliden başlayarak her çocuk bir sayı söyleyecek" der. Örnek verir. Ali bir diyecek, Ayşe iki, Murat üç, Elif dört, Erol beş diyecek; altıncı sırada oturan Aysun da "Bum" diyecek. Aysun'dan sonra yine birden başlanacak, altıncı çocuk "bum" diyecek gibi bir açıklama yapar ve oyun istenildiği kadar sürdürülür.Çocukların öğrendikleri her sayıdan sonra "bum" denilerek bu oyun oynanabileceği gibi, daha büyük sınıflarda sayıların katlarına gelince de "bum" denilerek oynanabilir. Örneğin ; bir-iki-BUM-dört-beş-BUM-yedi-sekiz-BUM-on-onbir-BUM gibi. Çocuklar BUM sözcüğünü topluca da söyleyebilir.
24- Ayna OyunuBir çocuk "ayna" olur. Başka bir çocuk da karşısına geçer, ayna olan çocuğun yaptığı devinimleri öykünerek aynısını yapar. Güldürücü devinimler çocukların daha çok hoşuna gider. Nasıl devinimler yapılacağı konusunda çocuk özgür bırakılmalıdır. İstenirse, bir çocuk ayna olduğunda, tüm çocuklar karşısına geçip onun devinimlerini öykünmeyle yaparlar.
25- Zıp Zıldır OyunuÇocuklar yerlerinde otururlarken öğretmen veya ebe oyunu yönetir. "Zıldır" denildiğinde çocuklar başlarını öne eğerler, "Zıp" denildiğinde yukarı kaldırırlar. Yöneten, çocukları şaşırtmak için bir sözcüğü birkaç kez yenileyebilir. Şaşıran çocuk oyundan çıkar.
26- Gülme OyunuÇocuklar halka olurlar, bir ebe seçilir. Ebe eline bir top alır, topu havaya atar. Top yere düşünceye kadar bütün çocuklar gülerler. Top yere düşünce bütün çocuklar susarlar. Top havadayken gülmeyen, yada top yere düşünce susmayan çocuk, oyun dışı kalır.Bu oyunda topu yukarı atacak çocuk bulunamazsa, ebenin görevini öğretmen üstlenir.
27- Külah Giyme oyunuBir ebe seçilir. Öteki çocuklar kendilerine birer eş seçerler. Eşler el ele tutuşurlar.Ebe orta yerde durur, başında bir külah vardır. Ebe bir çocuğa sorar:- Bu külahı kim giyer ?Bu soruyu sorulan çocuğun eşi yanıtlar:- Giyse, giyse Ayşe giyer, der.Bu kez Ayşe'nin eşi yanıt verir :- Benim Ayşe'm giymez, Ahmet giyer, der.Bu kez de Ahmet'in eşi yanıtlar. Oyun böylece sürer.Çabuk yanıt vermeyen, yada şaşıran çocuk ve eşi oyundan çıkarlar. En sona kalan çift alkışlanır.
28- Kaç Kabak OyunuBu oyun, çocuklar kaça kadar saymayı biliyorlarsa o kadar sayıda çocukla oynanır. Her çocuğa bir sayı verilir. Aralarında bir ebe seçilir.Ebe sorar ;- Olsun, olsun, olsun…. Kim olsun ? Beş kabak olsun…Sözü beş numaralı kabak alır:- Neden beş kabak olsun ?Ebe : Ya kaç kabak olsun ?Beş numaralı çocuk : Olsun, olsun, olsun da sekiz ( yada istediği bir sayıyı söyler ) kabak olsun.Sözü bu kez de sekiz numaralı çocuk alır :- Neden sekiz kabak olsun ?vb. oyun böylece sürer. Oyun sırasında şaşıran yada geciken çocuk oyun dışı kalır.
29- Kartal ve GüvercinlerBir ebe seçilir, bu kartal olur. Öteki çocuklar iki kümeye ayrılırlar; bunlar da güvercin olur. Oyun alanına iki yuvarlak çizilir. Bunlar arasında 4-6 metre mesafe bulunur. Bu yuvarlaklar güvercin yuvası olur. İki küme güvercinden bir küme bir yuvada, öteki küme de öteki yuvada durur. Kartal ortada bekler. Oyun kartalın işaretiyle başlar. Güvercinler yuvadan yuvaya geçerek yer değiştirirler. ( bu geçiş, güvercin uçuşuna öykünülerek yapılır.) Güvercinler yer değiştirirlerken kartal da onları kapmaya çalışır. Kartalın elini dokunduğu çocuk kartala yakalanmış olur, oyundan çıkar. Oyun yeni bir ebe seçilerek yinelenir. Kartallardan hangisi daha çok güvercin yakalamışsa, o birinci olur; alkışlanır.
30- Aslan ve MaymunlarBir ebe seçilir, bu aslan olur. Öteki çocuklar iki kümeye ayrılırlar, bunlar da maymun olurlar. Oyun alanına birbirinden uzak iki daire çizilir, bunlar da maymun yuvası olurlar. Çocuklar iki kümeye ayrılırlar. Bir küme bir yuvada, öteki küme de öbür yuvada durur. Ortada da aslan ini olur, aslan orada uyur. Oyun başlayınca maymunlar bir yuvadan öbür yuvaya giderken, aslanın yanına gelirler ve uyuyan aslanı elleyerek onu uyandırmaya çalışırlar. Aslan uyanınca kendisine elleyen maymunlardan birini kovalar, yakalamaya çalışır. Maymun da kaçıp yuvalardan birine girmeye çalışır. Aslanın bir kez yakalama hakkı vardır. Hiç maymun yakalayamazsa, yeniden aslan olur. Bir maymun yakalarsa, bu kez, yakalanan çocuk aslan olur. Birden çok maymun yakalanırsa, aralarında sayışma yaparlar, bir aslan seçerler. Oyun yinelenir. Oyun böylece sürer. Oyunun birden çok oynanışlarında, her aslanın tuttuğu maymunlar sayılır. Aslanlar arasında en çok maymun tutmuş olan hangisi ise, o aslan "ormanlar kralı" seçilir, alkışlanır.
31- Kümes OyunuÇocukların sayısı kadar yuvarlak çizilir. Bunlar kümes olur. Her yuvarlak, bir çocuğun iki ayağını alacak genişlikte olur. Öğretmen, her çocuğa bir kümes hayvanı adı verir. Tavuk, kaz, ördek, hindi, vb. Çocuk sayısı çok olduğu için her hayvandan 5-6 çocuk olabilir.Oyun başlayınca, her kümes hayvanı kendi kümesinde durur. Öğretmen, onlara adlarını söyleyerek seslenince, kümeslerinden çıkarlar, ya serbestçe gezinirler, yada öğretmeni izleyerek gezinirler. Bu sırada da öykünme yaparlar. (tavuk gibi, ördek gibi yürürler.)Örneğin : Öğretmen, "tavuklar" diye seslenince, tavuklar çıkar, gezinirler. "Ördekler" diye seslenince, ördekler çıkar gezinirler, vb. Gezintinin bir yerinde öğretmen ; "kurt geliyor kaçın" diye bağırır. Çocuklar kaçışırlar, kümeslere girerler. Her çocuk bir kümese girecektir. Kimsenin belirli bir kümesi olmaz. Herkes en yakın kümese girer. Bir kümese iki çocuk giremez.Çocukların kurttan kaçtığı sırada, öğretmen de bir kümese girer, bir çocuk açıkta kalır. Açıkta kalan çocuk, oyun yinelenirken, öğretmenin yerine geçer, oyunu yönetir. Sonra o bir kümese girer, bir çocuk açıkta kalır, bu kez de o çocuk oyunu yönetir. Oyun böylece sürer.
32- Ne Yapalım ?Sayışmayla bir ebe seçilir. Çocuklar halka olup, el ele tutuşup dönerlerken aşağıdaki sözleri söylerler, ebe ortada durmaktadır. Ne yapalım, ne yapalımSiz söyleyin biz yapalımHaydi şöyle oynayalım…Ebe yapsın, biz yapalım… derler.Ebe bir hayvan öykünmesi yapar. ( kedi, köpek, tavşan vb.) Halkadaki çocuklar da durup, aynı öykünmeyi yaparlar. Oyun bitince, ebe halkaya katılır, kendi yerine bir ebe seçer. Oyun baştan yinelenir.
33- Kıskanç TavuklarOyuncular iki kümeye ayrılır, karşılıklı dururlar. Her küme 7-8 kişiyi geçmemelidir. Bunlar birbirinin belinden sıkıca kavrarlar. Kümelerin önünde bulunanlara "anaç tavuk", arkadakilere de "civcivler" denir. Oyunda amaç, önde bulunan anaç tavuklar, kümenin arkasında duran civcivlerini kaptırmayacak, fakat karşı kümenin arkasındaki civcivi yakalamaya çalışacaktır. Bu sırada bellerinden birbirini tutan çocuklar koparlarsa, o küme oyunu kaybetmiş sayılacaktır.
34- Mısır PatlatmaÇocuklar halka olur, çömelirler. Öğretmen ortada şu konuşmayı yapar :- Çocuklar, sizinle mısır patlatacağız. Hepinizin ellerinde birer elek var. İçindeki mısırları önce ateşte ısıtalım, der.Çocuklar ateşte mısır patlatıyormuş gibi, kollarını sağa sola sallamaya başlarlar. Bu sırada öğretmen :- Patt.. deyince, bütün çocuklar yerinden sıçrar ve yine eski durumunu alır. Öğretmenin mısır patlatmasına çocuklar da böylece katılmış olur. Ancak öğretmen "patt" demeden, hiç bir oyuncu mısırını patlatmaz. Böyle yapan olursa, komik cezalarla oyun daha zevkli hale getirilebilir.
35- Eşini Bul OyunuÇocuklar, ikişer ikişer eşlendirilir. Herkes eşini tanıdıktan sonra, eşler bahçeye dağılırlar. Öğretmen ;- Ben işaret verdiğim zaman, kim eşini daha çabuk bulur ve karşıma sıra olursa, onlar oyunu kazanırlar, der.Öğretmenin işaretiyle istenilen yerde sıralanan çiftler, oyunda başarılı sayılırlar.
36- Öt Kuşum ÖtÇocuklar arasından bir ebe seçilir. Gözleri bağlanır. Arkadaşlarından birisi sessizce yanına yaklaşır. Öğretmen ;- Arkadaşını tanıyabilecek misin ? diye sorar.Ebe, karşısındakinin yüzünü, saçlarını eliyle yoklar, tanıyamazsa ;- Öt kuşum öt… der.Arkadaşı da, sesini değiştirerek kuş gibi ötme öykünmesi yapar. Ebe yine tanıyamazsa, başka bir oyuncu çağrılır, ebe ona da "öt kuşum öt" der. Tanırsa, ebelikten kurtulur, tanıyamazsa, ebeliği sürer. Tanınan çocuk ebe olur. Oyun böylece sürer.
37- Horoz DövüşüÇocuklar iki kümeye ayrılır. Kümeler karşılıklı iki sıra haline getirilir. Çocuklar, ayak burunları üzerinde çömelirler. İki ellerinin avuçlarını, arkadaşlarının yüzü hizasında açarlar. Oyun başladığında, her çocuk, karşısındaki çocuğun elleri içine kendi avuçlarıyla vurmaya çalışır. Amaç, karşısındakinin dengesini bozmak, onu yere oturmaya yada ellerini yere değdirmeye zorlamaktır. Bu oyun sırasında, karşıdaki çocuğun omzuna, göğsüne, dizlerine, başına vurulmaz, yalnız avuç içlerine vurulur. Ayağa kalkmadan sağa sola sıçranabilir. Yere oturup düşen, ellerini yere değdiren, dayanan oyunu yitirmiş sayılır. Yananlar bir kıyıya çekilir. Oyun bitince sayılır, hangi kümede yanmış çocuk çok olursa, o küme oyunu yitirmiş olur.
- Fırıldak OyunuÇocuklar sayışarak aralarından bir "fırıldak" seçerler. Öteki çocuklar, duvardan 10-15 metre uzaklıkta sıra olup dururlar. Fırıldak yüzünü duvara döner. Fırıldak "bir-iki-üç" diye sayı sayarken, her sayışta iki elinin avuçlarını duvara vurur ve hemen arkasını döner. Fırıldak'ın sayı sayması sırasında öteki çocuklar da durdukları yerden yürümeye başlarlar. Amaçları, ebeye görünmeden gelip onun arkasına dokunmaktır. Oyuncular yürürken fırıldak da saymasını bitirip hemen arkasına dönünce kimi yürürken görürse onun adını söyler. Adı söylenen çocuk yanmış olur. Fırıldak dönünce her çocuk yerinde durur. Duran çocuk yanmaz. Fırıldak, yeniden saymak için arkasını döndüğünde yine yürüyüş başlar. Yanmadan gelip fırıldağa dokunan fırıldak olur. Oyun böylece sürer. Bu oyunda, "bir-iki-üç" diye sayı sayma işlemi yerine, "ön, dö, turva, arkada çorba" biçiminde de söylenebilir.
39- Meyve SepetiÇocuklar aralarından bir ebe seçerler. Öteki çocukların tümü halka olur. Her birine birer meyve adı verilir. Bastıkları yerin kaybolmaması için ayaklarının çevresine birer yuvarlak çizilir. Ebe halkanın ortasında durur. Ebenin çizilmiş yeri yoktur, açıktadır ve kendisine bir yer bulmaya çalışacaktır. Meyve adı verilen öğrencilere adları sesli olarak bir kaç kez yinelettirilir, iyice öğrenmeleri sağlanır. Oyun başlayınca, ebe iki meyve adı söyler. Adları söylenen çocuklar, yerlerini ebeye kaptırmadan koşarak yer değiştirmeye çalışırlar. Ebe bütün çocukların yer değiştirmesini isterse "meyve sepetiii" diye bağırır. Bütün çocuklar yer değiştirirler. Ebe iki ad söylediği yada "meyve sepeti" diye bağırdığı zaman, yeri boşalan birinin yerini kapmaya çalışır. Yer kaparsa ebelikten kurtulur, kapamazsa ebeliği sürer. Yerini kaptıran ebe olur. Oyun böylece sürer.
40- Sekerek Yer KapmacaSayışarak bir ebe seçilir. Çocuklar geniş bir halka oluşturacak biçimde dururlar. Her çocuğun ayakları çevresine bir halka çizilir. Ebe ortada durur. Halkada bulunan çocuklar, birbirleriyle işaretleşerek yer değiştirirler. Yer değiştirmek için gidişler tek ayakla ve seke seke yapılır. Ebe de en ortada, çizilmiş olan kendi yuvarlağı içindedir. İki çocuk yer değiştirmek için seke seke giderlerken, ebe de onlardan birinin yerini kapmak için seke seke boş daireye doğru gider. Kimin yeri kapılırsa o ebe olur, ebe kurtulur. Oyun böylece sürer
HAKA OYUNLARI
ÇİFTÇİ ÇUKURA DALDI
( şarkılı oyun )Çocuklar elele tutuşup bir halka oluştururlar. İçlerinden biri "çiftçi" olarak seçilir. Çiftçi halkanın ortasında durur. Çocuklar bir yandan, aşağıda gösterilen sözlerle oyunun şarkısını söylerler, bir yandan da sağa yada sola doğru yan yan yürüyerek dönmeye çalışırlar.Oyun sırasında "çiftçi hanımını aldı." sözleri söylenirken çiftçi olan çocuk halka içinden bir çocuğu seçer, yanına alır. Sözlerin öteki dizelere göre, hanım çocuğunu, çocuk dadısını, dadı köpeğini, köpek kedisini, kedi sıçanını, sıçan da peynirini seçer. Bunlar, ilk halkanın içinde ikinci bir halka oluştururlar. Peynir seçilince çocuklar ellerini çırparak şarkının "peynir ortada kaldı" dizesini söylerler ve oyun böylece biter. Oyunun yinelenmesinde "peynir" bu kez "çiftçi" yapılarak ödüllendirilir.Çiftçi çukura daldı Haydi peri kızıÇiftçi çukura daldıÇiftçi hanımını aldı Haydi peri kızıÇiftçi hanımını aldıHanım çocuğunu aldı Haydi peri kızıHanım çocuğunu aldıÇocuk dadısını aldı Haydi peri kızıÇocuk dadısını aldıDadı köpeğini aldı Haydi peri kızıDadı köpeğini aldıKöpek kedisini aldı Haydi peri kızıKöpek kedisini aldıKedi sıçanını aldı Haydi peri kızıKedi sıçanını aldıSıçan peynirini aldı Haydi peri kızıSıçan peynirini aldıPeynir ortada kaldı Haydi peri kızıPeynir ortada kaldı ( oyun bitinceye dek bu dize yinelenir.)
BÜLBÜL KAFESTE
Çocuklar el ele tutuşarak bir halka oluştururlar. Bu halka bülbül kafesi olur. Öğretmen, çocuklar arasından iki üç "bülbül" seçer. Bülbüller kafes içinde dolaşırlar.Oyun sırasında, halkadaki çocuklar,"bülbül kafeste" sözlerini yineleyerek ve ellerini (halkayı bırakarak ) çırpmaya başlarlar. Bu sırada bülbüller halkadan çıkmaya çalışırlar. Halkadaki çocuklar, bülbülleri kafesten dışarı çıkarmamak için ( bülbül nereden çıkmak istiyorsa oradaki çocuklar ) hemen birbirlerinin ellerini tutarlar, kafesin açık yerini kapatırlar.Kafesten ( arkadaşlarının kolları, bacakları arasından ) kaçabilen bülbüller oyunu kazanmış olurlar.
AMBARA VURDUM BİR TEKME
Çocuklar el ele tutuşup bir halka oluştururlar. Aşağıdaki sözlerle şarkı söylerken, bir yandan sağa yada sola dönerler, bir yandan da şarkının sözlerine uygun devinimler yaparlar.Ambara vurdum bir tekme ( bir tekme )Ambarın kapısı açıldı ( açıldı )İnci de boncuk saçıldı ( saçıldı )Limonu da böyle keserler ( keserler )Suyunu da böyle sıkarlar ( sıkarlar )Çamaşırı böyle yıkarlar ( yıkarlar )Suyunu da böyle sıkarlar ( sıkarlar )Ütüyü de böyle yaparlar ( yaparlar )Saçımı da böyle örerler ( örerler )Vb. sözlerle oyun sürdürülür…
KUTU KUTU PENSE
Çocuklar el ele tutuşur bir halka oluştururlar. Aşağıdaki sözleri şarkısıyla söyleyerek sağa yada sola dönmeye başlarlar. Şarkı içinde adı söylenen çocuk arkasını döner, halka içinde dönerek ve şarkı söyleyerek oyunu böylece sürdürür. Bütün çocuklar arkasını dönünce, şarkı sözleri "bütün çocuklar önüne dönse" biçiminde söylenir ve çocuklar önlerine dönerler. İstenirse oyun bir kez daha yinelenir.Kutu kutu penseElmayı yenseArkadaşım Ayşe ( dönmesi istenilen çocuğun adı söylenir.)Arkasını dönse
ASİYE AS
Çocuklar el ele tutuşarak bir halka oluştururlar. Bir yandan aşağıdaki sözleri ezgisiyle söylerken, bir yandan da sağa yada sola doğru yürüyerek dönerler. Yürüme ve şarkı temposu gitgide hızlanır, çocuklar koşmaya başlarlar. Şarkının üçüncü, dördüncü söylenişinin bitiminde ellerini bırakarak birdenbire yere çömelirler. Çömelirken yere düşen çocuk yanmış olur.Asiye asAltın tasAyağıma basmaTahtaya basTahta çürükÇivi tutmazAsiye büyükKin tutmaz
GEZEN YÜZÜK
Uzun bir ipe bir yüzük geçirilir. İpin iki ucu birleştirilerek düğümlenir. Bir ebe seçilir. Çocuklar iki elleriyle ipi dışarıdan tutarak, ip çevresinde bir halka oluştururlar. Çocukların elleri ip üzerinde birbirine daha yakın durur.Oyun başladığı zaman, ebe ortada durur; ipe geçirilmiş yüzük, bir çocuğun, ipi tutan eli altında saklanır. Halkadaki çocuklar, bu yüzüğü ebeye göstermeden birbirlerine aktarırlar. Çoğu kez de, ebeyi şaşırtmak için, aktarır gibi yaparlar. Bu arada ( yüzük yüzük neredesin, acep hangi eldesin ) sözlerini söylerler.Ebe yüzüğün kimde olduğunu bulmaya çalışır. Bulabildiğini sandığı an "Durun !" der. Çocuklar dururlar. Ebe yüzüğün kendisinde olduğunu umduğu üç arkadaşına, ellerini açmalarını söyler; ( önce birine, bulamazsa ikincisine, onda da bulamazsa üçüncüsüne "elini aç" demek hakkı vardır.) yüzüğü bulursa, ebeliği biter; yüzüğü bulduran çocuk ebe olur.Bu oyun yere oturularak da oynanabilir.
KEDİ FARE
Çocuklar el ele tutuşarak bir halka oluştururlar. Çocuklardan ikisi Kedi ve Fare olarak seçilir. Kedi halkanın dışında, fare içinde durur. Kedi halkayı geçerek fareyi yakalamaya çalışır. Halkadaki çocuklar, fareye ( kollarını kaldırarak, ayaklarını açarak ) kaçması için yardımcı olurlar; kediye ise, ( kollarını gererek, birbirlerine yaklaşarak ) fareyi yakalamasın diye engel olmaya çalışırlar. Bu oyunda, fare kolaylıkla halkanın içine-dışına geçebilir. Kedi için, içeri ve dışarı geçmede güçlük çıkarılır.Kedi, fareyi yakalarsa, yakalanan fare, oyunun yinelenmesinde kedi olur. Yeni fare, öteki çocukların arasından seçilir. Oyun böylece devam eder.
OYUNCAK OYUNU
Bütün çocuklar bir halka üzerinde sıralanırlar. Birisi ortadadır. Bütün öğrencilere birden altıya kadar numaralar verilir. Sonra öğretmen numaralara isimler verir.Örneğin ; 1. ler Bebekler, 2. ler Trenler, 3. ler Toplar, 4. ler Tahta askerler, 5. ler Uçaklar, 6. lar Taksiler. Bundan sonra ortadaki oyuncu, "Trenler" diye bağırır. Tren olan ikiler, geriye doğru bir adım atarak halka etrafında koşarlar ve tekrar yerlerine gelirler. Yerine ilk gelen öğrenci elini yukarıya kaldırır ve ortadaki ile yer değiştirerek, ikinci oyunu o başlatır.
GÜNAYDIN ( BENİMLE GELME )
Öğrenciler bir halka üzerinde, yüzleri merkeze dönük olarak durur. Bir ebe halkanın dışındadır. Halkanın etrafında koşarken hafifçe bir arkadaşına dokunarak, "Benimle gelme." der. İki oyuncu ters istikamette koşarlar. Karşılaştıkları zaman birbirlerini eğilerek selamlarlar ve "Günaydın" derler ve boş kalan yeri kapmak için koşularına devam ederler. Boş yeri kapamayan öğrenci ebe olur ve oyunu tekrarlar.OYUNCAK KORUYUCUSUÖğrenciler yüzleri merkeze dönük olarak bir halka oluştururlar. Dairenin merkezine bir oyuncak veya bir eşya konur. Bir çocuk bunun muhafızıdır. Bu öğrenci, elindeki topu halkada bir arkadaşına atar. Halkadakiler topla oyuncağı devirmek isterler. Bunu kim devirirse o muhafız ile yerini değiştirir, böylece oyun devam eder.
BENiMLE GEL
Bütün öğrenciler bir halka üzerinde yüzleri içe dönük olarak dururlar. Bir kişi dairenin dışındadır. Dışarıdaki oyuncu halkanın etrafında koşmaya başlayınca oyun başlar. Koşan oyuncu bir arkadaşının sırtına hafifçe dokunarak " Benimle gel." der. Dairenin etrafında bir kere koşu, arkadaşının yerini almaya çalışır. Vurulan oyuncu, arkadaşı kendi yerine gelinceye kadar dokunmaya çalışır. Bunda başarısız olursa ebe olur ve başka birisini koşturur. Eğer arkadaşına yerine gelmeden önce dokunursa kendi yine yerine geçer. Arkadaşı ikinci defa ebe olur.
YUVARLANAN TOPTAN KAÇO
yuncular bir halka yaparlar. Ayrılan bir tanesi merkezde durur. Halkadaki çocuklar bir voleybol topunu ortadaki çocuğa doğru yuvarlayarak onu vurmaya çalışırlar. Vuran oyuncu ile vurulan oyuncu yer değiştirerek oyuna devam edilir.
TOP ATMA
Öğrenciler yüzleri ortaya dönük, bir halka üzerinde yer alırlar. Ortada, elinde voleybol topu ile bir çocuk bulunur. Oyun başlayınca ortada bulunan oyuncu halka üzerindekilere topu iki elle, tek elle veya voleyboldaki gibi vuruşlara yaparak atar. Yandaki oyuncular da aynı şekilde topu oradaki oyuncuya atmaya çalışırlar. Öğretmen bir süre sonra ortadaki oyuncuyu değiştirir.
BAHÇEDEKi midilli
Çocuklar el ele tutarak, bir halka yaparlar. Yüzler ortaya dönüktür. Midilli olan çocuk ortadadır. Dairedeki çocuklar ; " Midilli, sen bahçemize nasıl girdin ?" Midilli ; " İçeriye atladım."Dairedeki çocuklar ; "Nasıl çıkacaksın ?" Midilli ; " İşte böyle." Dedikten sonra Midilli, halkadakilerin kolları altından çeşitli denemeler yaparak halka dışına çıkamaya çalışır. Midilli dışarı çıkar çıkmaz, halka üzerindeki oyunculardan 3,4 tanesi koşucu olurlar ve Midilli'yi yakalamaya çalışırlar. Midilliyi ilk yakalayan bir sonraki oyun için Midilli olur.
MENDiL DÜŞÜRME
Bütün öğrenciler el ele tutuşur, yüzleri merkeze dönük olarak halka bir yaparlar. Elinde mendil olan bir oyuncu, halka etrafında koşmaya başlar. Mendili bir arkadaşının arkasına bırakır, koşusuna devam eder. Yakalanmadan arkadaşının yerini almaya çalışır. Arkasına mendil konulan öğrenci, mendilin farkına vardığı anda onu alır ve ebenin arkasından kovalar. Eğer kendi yerine kadar arkadaşına dokunamazsa ebe olur. Oyunu tekrarlarlar. Eğer arkadaşına dokunmaya muvaffak olursa kendi yerini alır, arkadaşı ikinci kez ebeliğe devam eder.
kısa ama çok güzel bir oyun,çocuklar çok seviyorlar.
BALON
elele tutuşup daire olurlar.öğretmen balon yavaş yavaş şişiyor der(bu sırada çocuklar yavaş yavaş açılırlar)öğretmen balon şişiyor dedikçe çocuklar iyice açılır.öğretmen balon şişti şişti çok şişti dediğinde çocuklar olabildiğince açılırlar.ve öğretmen pat! dediğinde çocuklar olduğu yere düşerler.
H OP HOP
çocuklar halka olur bir kişi ortaya geçer sonra hep birlikte örneğin çocuğun adı kaansa biz bugün kaanlara gittik laleler açmış sümbüller açmış lale lale hop hop sümbül sümbül hop hop kimi seviyorsan git yanağından öp denir çocuk bir arkadaşını öper öptüğü çocuk ortaya geçer oyun böyle devam eder

ÇOCUK ŞİİRLERİ


ÇOCUK BAYRAMI
Arkadaşlar, sevinelim,
Hep gülelim, eğlenelim;
Sıkılmasın hiç canımız
;Çünkü bugün bayramımız...
Oyun, alay, dernek düğün,
Hepsi bizim işte bugün..
.Çocuklara hor bakmayın;

İncitmeyin, esirgeyin..
.Ana yurdun oğlu, kızı,
Umut veren şen yıldızı.
Yarınları parlatacak;
Şenlenecek her bir ocak..
.Korunacak cumhuriyet,
Yükselecek bu memleket
BİZİM BAYRAMIMIZ
Bu gelen bizim bayram
Yükseldi bak ünümüz.
23 Nisan bizmEn şerefli günümüz!
Al bayrağı açalım,
Gel gidelim törene.
Bin teşekkür, bizlereBugünleri verene...
Bizim için harcananBoşa gitmez bu emek,
Çünkü her Türk çocuğu23 Nisan demek...

Yeni Yıl
Bir yaş daha büyüdük
Girdik yeni yıllara
On iki ay yürüdük
Vardık yeni yıllara
Koca bir yıl devrildi
Takvim başa çevrildi
Hoş geldi, safa geldi.
Erdik yeni yıla...
Yarınların yıldızı.
Bu yurdun oğlu, kızı
Çalışma hızımızı
Verdik yeni yıllara.
Yeni yıl kutlu olsun,
İnsanlar mutlu olsun
,Günler umutlu olsun,
Dedik yeni yıllara.
Çocuk
Damla damla akan sudan,
Koca göller dolup taşar.
Tutumsuzlar kalır yolda,
Tutumlular dağlar aşar.
Biz tutumlu çocuklarız,
Para dolu kumbaramız.
İnsanlar kara günde,
Kimseye el açmamalı.
Çalışmalı, kazanmalı,
Hiçbir işten kaçmamalı.
Biz tutumlu çocuklarız,
Para dolu kumbaramız.


Kar
Bembeyaz oldu ortalık
Kışın da başka tadı var
Hava bir parça karanlık
Her yanda buz tutmuş sular
Gel biz de şöyle kocaman
Bir kardan adam yapalım
Eğer düşmekten korkmazsan

Buzun üstünde kayalım

PARMAK OYUNLARI


HAMSİ
Hamsi koydum tavaya, (Sol el öne uzatılır, avuç içi açılır. Sağ işaret parmağı avuç içinde zıplatarak gezdirilir.)
Sıçradı gitti havaya, (Eller önde yanlara doğru daire şeklinde açılır.)Hamsinin gözleri ışıl ışıl, (İki elin baş ve işaret parmakları göz çevresinden yanlara çekilir.)
Uyuya kaldı mışıl mışıl. (İki el birleştirilir. Baş ellerin üzerinde uyuma hareketi yapılır.)******************************** **KUŞ OLUP UÇALIM
Bir o tarafa, bir bu tarafa (Eller bele konularak bir sağa bir sola adım atılır.)
Şimdi dönelim, selâm verelim (Herkes olduğu yerde döner ve selâm verir.)
Kuş olup uçalım, kuş olup uçalım, (Kollarıyla kuş gibi uçarak, daire halinde dönülür.)
Şimdi dönelim, selâm verelim. (Herkes kendi etrafında döner ve selâm verir.)
Bakın bakın kedi geliyor, (İşaret parmağıyla göstererek bir adım öne atılır.)
İçe giriyor, dışa çıkıyor, (İçe ve dışa yürüme hareketi yapılır.)
Şimdi dönüyor, selâm veriyor. (Selâm verilir.)
Kuş olup uçalım, kuş olup uçalım, (Kuş gibi uçma hareketi yapılarak dönülür.)
Şimdi dönelim, selâm verelim. (Selâm verilir.)
MAVİ AT
mavi at mavi at sağ ayagını öne at çıkırık çıkırık çıkırık çıkırık
yeşil at yeşil at sol ayağını öne at çıkırık çıkırık çıkırık çıkırık
kırmızı at kırmızı at sağ elini öne at çıkırık çıkırık çıkırık çıkırık
sarı at sarı at sol elini öne at çıkırık çıkırık çıkırık çıkırık
beyaz at beyaz at göbeğini öne at çıkırık çıkırık çıkırık çıkırık
siyaha at siyah at göbeğini öne at çıkırık çıkırık çıkırık çıkırık
DUYLARIM
Görmek için iki gözüm (Gözlük gibi yapılır).
İşitmek için kulaklarım var (Kulaklar gösterilir).
Dokunmak için derim (Vücuda dokunulur).
Benim işte böyle güzel bir bedenim var. (Ayağa kalkarak vücutları gösterilirÇiçeğimToprağı kazdım (Eller tırmık gibi yapılır.)
Tohumu attım (Avuç içine tohum koyma hareketi yapılarak kapatılır.)
Biraz da suladım (Baş parmak açık tutulur, ibrik gibi yapılır.)
Bir de baktım çiçeğim,Tomurcuklanmış (Eller havaya kaldırılır.)
Yaprakları açılmış (Sağa sola sallanılır.)
TIRTIL
tırtılın canı çok sıkılmışbaşlamış gezinmeye
tıkır da tıkır tıkır da tıkır tıkır da tıkır(parmaklar kolun üzerinde gezdirilir.)
orda bir ağaç görmüşbaşlamış tırmanmaya
tıkır da tıkır tıkır da tıkır tıkır da tıkır(parmaklar kolun üzerinde gezdirilir.)
karnı acıkmış,ordan bir dal koparmışbaşlamış yemeye
çıtır da çıtır çıtır da çıtır çıtır da çıtır(yeme hareketi yapılır.)
karnı doymuş,keyfi yerine gelmiş(eller başın arkasına konur.)
başlamış oynamaya
şıkır da şıkır şıkır da şıkır şıkar da şıkır(parmaklar şıklatılıp,oynanır.)
uykusu gelmiş,başlamış uyumaya
mışıl da mışıl mışıl da mışıl mışıl da mışıl(gözler kapanır,eller başınaltına yastık yapılır.)
KED
İiki kedi,iki kedibiri çıkmış üst odaya(sağ el işaret parmağı havaya kaldırılır.)biri inmiş alt odaya(sol el işaret parmağı aşağıya indirilir.biraz sonra buluşmuşlar(iki parmakta ortada buluşturulur.)
mırı mırıl konuşmuşlarben bir fare yakaladım(sağ el işaret parmağı hareket ettirilir.)
ben tabakları yaladım(sol el işaret parmağı hareket ettirilir.)"of" demişler "çok yorulduk"işte orada bir koltuk(karşı taraf işaret edilir.)
hemen koşmuşlar oraya(kollar birbiri içinde çevrilir.hani sar sar sar makarayı oyununda olduğu gibi:)
uyumuşlar doya doya..(eller başın altına konur,uyunur.)
VARDİ KARA
vardi kara geliyor(sağ elin iki parmağı çocuğun kolunda gezdirilir.)
tasasından ölüyortasalanma a böcekyavruların gelecek("gelecek" derken çocuk gıdıklanır.)KAPLUMBAĞA
bir küçük kaplumbağa varmış(eller daire yapılır.)
bir kutuda yaşarmış(eller kutu şeklini alır.)
gölde yüzermiş(yüzme öykünmesi yapılır.)
kayalara tırmanırmış.(tırmanma öykünmesi yapılır.)
bir gün sivri sineği yakaladı(eller birbirine kenetlenir.)
sonra da pireyifakat beni(çocuk kendini gösterir.)
yakalayamadı(eller iki yana açılır,baş sallanır.)


ÇAYDANLIK
çaydanlıkben bir küçük çaydanlığım (ayakta durulur,işaret parmağı sallanır)
kocaman karnım (ellerle kocamna bir karın yapılır)
bir yanımda elim var (ellin biri bir yana dik açı ile açlılır)
bir yanda ağzım(diğer elde diğer yana dik açı ile açlılır)
kaynayınca fokur fokur (eller yanlarda kalçalar sallanır)
eğersin başımı (beden belden sağa doğru eğilir)
içersin çayını (ellerle içme hareketi yapılır)
lıkır lıkır lıııkır lıkır lıkır lık (sözler söylenirken el çırplır)
İKİ HAVUÇ
İki havuç toprağı severler
İki havuç suyu severler
İki havuç püsküllerini severler
İki havuç dişlerim küçük diye
Beni severler beni
sabun köpükLeri
sabun köpükLerinden baLonLar yaptım (eL yıkama hareketi yapıLır,eLLer baLon şekLinde daire yapıLır)
sabun köpükLerinden baLonLar yaptım
bir üfLedim bir baLon (işaret parmağı gösteriLir)bir üfLedim beş baLon (5 parmak gösteriLir)bir üfLedim 10 baLon(10 parmak gösteriLerek saLLanır)uçtu uçtu baLonLar uçtu baLonLar(uçma hareketi yapıLır)koştu koştu çocukLar koştu çocukLar(yerinde koşma hareketi yapıLır)yere düştü baLonLar (eLLer yere koyuLur)hepside patLadıLar(eLLer yere buruLur)hepside patLadıLaar



ANADİL ETKİNLİKLERİ

TEKERLEMELER
TEKİR
Bir iki tombul tekir
Camdan bakar
Başına takar
Hop hop,
altın top
MISTIK
Mustafa, Mıstık
,Arabaya kıstık,
Üç mum yaktık,
Seyrine baktık.
LEYLEK
Leylek leylek havada,
Yumurtası tavada
,Gel bizim hayata,
Hayat kapısı kitli,
Leyleğin başı bitli.
KUZU
Kuzu kuzu me
Bin tepeme
Haydi gidelim
Ayşe teyzeme.
YAĞMUR
Yağ yağ yağmur,
Teknede hamur,
Bahçede çamur,
Ver Allah’ım ver,
Sicim gibi yağmur.
KARGA
Karga karga “gak” dedi,
“Çık şu dala bak” dedi,
Karga seni tutarım,
Kanadını yolarım.
PORTAKAL
Portakalı soydum,
Başucuma koydum
.Ben bir yalan uydurdum,
Duma duma dum.
Duma duma dum.
Öğretmeni kandırdım,Kandırdım.
OYUN
Oooo…..İğne battı,Canımı yaktı,
Tombul kuş Arabaya koş.
Arabanın tekeri,İstanbul’un şekeri.
Hop Hop altın top,
Bundan başka oyun yok.
HANIM KIZI
Çan çan çikolata,Hani bize limonata?Limonata bitti,Hanım kızı gitti.Nereye gitti?İstanbul’a gitti.İstanbul’da ne yapacak?Terlik pabuç alacak.Terliği pabucu ne yapacak?Düğünlerde,Şıngır mıngır oynayacak.
KEÇİLER
Ayşe Hanımın keçileri,Hop hop hopluyor,Arpa, saman istiyor,Arpa, saman yok,Kilimcide çok.Kilimci kilim dokur,İçinde bülbül okur.İki kardeşim olsa,Biri ay, biri yıldız,Biri oğlan, biri kız,Hop çikolata çikolata,Akşam yedim salata,Seni gidi kerata.
SINIFLAR
Mini mini birler,Çalışkandır ikiler,Mavi gözlü üçler,Dayak yiyen dörtler,Misafirdir beşler,Altılar, altınımı çaldılar,Yediler, yemeğimi yediler,Sekizler, semizdirler,Dokuzlar, doktor oldu,Onlar bizi okuttu.
EBE
Ebe ebe gel bizeUzaktan vur elimizeEğer vuramazsanEbesin ebeBir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi,Bunu sana kim dedi?Diyen dedi on yediYağlı böreği kim yedi?
TAVUK
Pazara gidelim,Bir tavuk alalım,Pazara gidip,Bir tavuk alıp ne yapalım?Gıt gıdak diyelim.Happur huppur,Happur, huppur yiyelim.
TOP
Bir iki üçSöylemesi güçSana verdim bir elmaAdını koydum FatmaHop hop hopBir büyük altın top
DEDE
Altı kere altı otuz altıDedemin sakalı yolda kaldıSakalını aldı dereye attıDedem sakalsız kaldı
EV
Evli evineKöylü köyüneEvi olmayanSıçan deliğine
İĞNE
Oooooİğne iplikDerme diplikÇelik çubukSen çık.
NACAK
Nacak sapınaİki kesBir sanaBiri de bana
HEDİYE
Kızın adı HediyeEkmek vermez kediyeKedi gider KadıyaKadının kapısı kitliHediyenin başı bitli
EL EL EPENEK
El el epenekElden düşen kepenekKepeneğin yarısıKeloğlan’ın karısı
KARNIM AÇ
Karnım açKarnına kapak açDeğirmene kaçDeğirmenin kapısı kitliHeybaşı bitli
DEĞİRMEN
Değirmene girdi köpekDeğirmenci vurdu kötekGeldi yedi köpekHem kötekHem yedi köpek
ALİ DAYI
Ali dayının keçileriKıyır kıyır kişniyorArpa saman istiyorArpa saman yokKilimcide çokKilimci kilim dokur
ÇARŞI
Çarşıya gittimEve geldim hanım yokBebek ağlar beşik yokÇorba taşar kaşık yokAli baba öldü tabut yok
HAKKI
Hakkı hakkının hakkını yemiş.Hakkı Hakkı’dan hakkını istemiş.Hakkı Hakkıya hakkını vermeyinceHakkı da Hakkı’nın hakkından gelmiş.
HASAN
Hasan HasanHelvaya basanKapıyı kıranKızı kaçıran
KÜÇÜK DOSTUM
Küçük dostum gelseneEllerini verseneEllerimizle şap şapAyaklarımızla rap rapBir şöyle, bir böyleDans edelim seninle.
ELLERİM PARMAKLARIM
Sağ elimde beş parmak,Sol elimde beş parmakSay bak, say bak, say bak.Hepsi eder on parmak.Sen de istersen saymakSay bak, say bak, say bak.Hepsi eder on parmak.
ALİ
Ali baksa dum dumSakalına kondumBeş para buldumCebime koydum
KUZU
Kuzu kuzu meeBin tepemeHaydi gidelimHacı dedemeHacı dedem hastaMendili bohçaKendisi hoca
KOMŞU, KOMŞU
-Komşu, komşu !-Hu, hu!-Oğlun geldi mi?-Geldi-Ne getirdi?-İnci, boncuk.-Kime, kime?-Sana, bana.-Başka kime?-Kara kediye-Kara kedi nerede?-Ağaca çıktı-Ağaç nerede?-Balta kesti-Balta nerede?-Suya düştü.-Su nerede?-İnek içti.-İnek nerede?-Dağa kaçtı.-Dağ nerede?-Yandı, bitti kül oldu
TAVŞAN
Kapıdan tavşan geçti mi?GeçtiTuttun mu?TuttumKestin mi?KestimTuzladım mı?TuzladımPişirdin mi?PişirdimBana ayırdın mı?AyırdımHangi dolaba koydun?Çık çık dolaba koydumHaydi, al getirGetirememNeden getiremezsin?Kara kediler yemiş.Vay vay, miyav
NEREDEN GELİRSİN?
Nerden gelirsin?Zikzak kalesinden.Ne gezersin?Açlık belasından.Nerde yattın?Beyin konağında.Altına ne serdiler?Perde.Desene kupkuru yerde.Bıyıkların neden yağ oldu?Bıldırcın eti yedim.Bıldırcın yağlı mıydı?Gökte uçarken gördüm.Saçların neden ağardı?Değirmenden geldim.Değirmen dönüyor mu?Zımbırtısını duydum.Ayakların neden ıslandı?Çaydan geçtim.Çay derin miydi?Köprüyü dolaştım,İşte geldim sana ulaştım.
CAM
Bir camİki camÜç camDört camBeş camAltı camYedi camSekiz camDokuz camOn camBu da benim amcam.Eveleme develemeEvvel altı elma yediSeren sekiz serçe dokuzTarmanın topu karaA devenin çatı kara
EBE
Ebe ebe neredeSu doldurur deredeDere boyu çalılıkDerede olur balıkŞu ebe de ne alıkOltamı attım,Balığı tuttum.Balık suya dalamaz,Ebe beni bulamaz.Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yediBunu kim dedi,Diyen dedi on yedi,Yağlı böreği kim yedi?
ELLERİM
Ellerim tombik tombik,Kirlenince çok komikKirli eller sevilmezGüzelliği görülmezDişlerim bakım isterHele saçlar, hele scalarUzayınca tırnaklarKirlenince kulaklarBize pis derler, pis derler
MEYVELER
ARMUTArmut dalda bir iki,Tek tek saydım on iki.Hay Mahmut, Mahmut,Bal gibi tatlı armut.Armudu taşlayalım,Cümbüşe başlayalım.
AYVA
Sarı sarı sarkar,Düşerim diye korkar.Ne bakla, ne baklava;Ayvadır canım ayva.Hopla haydi hopla,Daldan ayva topla.
CEVİZ
İki dokuz, bir on sekiz,Say bak pek çok ceviz.Düşü kütük, içi katık,Gece gündüz taşıdık.Vereyim de bir tabak,Ne tatlıdır ye bak.
ÇİLEK
Alçacık dalı var,Dalında balı var.Al çilek, bal çilek,Yemesem üzülecek.Vitamini boldur.Tabağını doldur.
ELMA
Elma dalını eğmiş,Eğmiş te yer değmiş.Dilim dilim soyarım,Bir tabağa koyarım.Elma yiyen allanır,Ağzı dili ballanır.
İNCİR
Dal ucunda torbacık,İçi dolu helvacık.Yemesi ballı incir al,Ağzına bal akar bal.Yaş incir, kuru incir,Tadını yiyen bilir.
KARPUZ
Dışı yeşil, içi kırmızı,Meyvelerin yıldızı.Dilimledim ince ince,Yiyelim oyundan önce.Şeker karpuz kan mı kan,Yemeyen çıksın oyundan.
KESTANE
Kara kara kayacık,İçi dolu mayacık.Pazarda getirdim,Kor ateşte pişirdim.Kebap oldu kestane,At ağzına bir tane.
KİRAZ
Alçacık tepesi var,Kırmızı küpesi var.Dal ucunda al kiraz,Ağzımızda bal kiraz.Sepet sepet getirdim,Herkeslere yedirdim.
NAR
Masal masal matlamış,Narlar dalda çatlamış.Çarşıdan aldım bir tane,Eve geldim bin tane.İçi mercan dolu nar,Yemesem bana kızar.
PORTAKAL
Sarıdır, zerdali değil,Suludur, şeftali değil.Dal ucunda portakal,Yerden alma, daldan al.Portakal dilim dilim,Yiyelim de yiyelim.
FINDIK
Tombul tombulcuk,İçi katık, dışı kabuk.Kilitli sandık açılsın,Fındıklar saçılsın.Hem besler, hem ısıtır,Yiyelim çıtır çıtır.
ŞEFTALİ
Al
yanak, tombul yanak,Dal ucunda bir yumak.Tadı şeker şeftalicik,Ne olur ye bir tanecik.İçi sulu , dışı tüylüdür,Meyvelerin gülüdür.
ÜZÜM
Eğri büğrü dalı var,Şeker şerbet balı var.Süzüm süzüm süzülüyor,Ben yemesem üzülüyor.Yüzü gözü altın üzüm,Sevilmez mi iki gözüm.


BİLMECELER

BİLMECE ÖRNEKLERİ*
Küçücük bakkal,dünyayı yutar (ağız)
Yaştır kurutamazsın,tuzunu bulamazsın.çiçeklerden toplanır,tadına doyamazsın. (bal)
Her şeyi görür,kendini göremez. (göz)
Kırmızı boncuk,asılı ipe.Ağızda şeker,kulakta küpe. (kiraz)
Ot yedim etlendim,su içtim sütlendim.Aç kapıyı Fatmacık,dört ayaklı ben geldim. (koyun)
Ben iki hasretlinin,arasında durdum,yüzlerini görmeden,onlarla konuştum. (telefon)
Gece içindeyiz,gündüz dışında.Pencereli,kapılı,bir şirin yuva. (ev)
Kat kat sefer taşıyım.Dört heceyle bilinir.Bende canlı bir şeyler var,fakat sanma yenilir. (apartman)Yaz derim yazar,çiz derim çizer.resim yapmayı,çok çok sever. (kalem)
Akşam baktım çok idi,sabah kalktım yok idi. (yıldız)
Suyu tuzlu içilmez,vapursuz hiç geçilmez.Rüzgarları çok eserse,dalgaları eksilmez. (deniz)
Rengi yoktur,sesi vardır,bulutun anası var,ne sararır,ne solar,türlü kaplara dolar. (yağmur)
Eli var ayağı var,uzunca bir kuyruğu var.İnsan desem insan değil,hayvan desem hayvan değil.Bir acayip huyu var. (maymun)
O her gün yeniden doğar,dünyaya haber yayar. (gazete)
Renkli camdan yüzü var,acı-tatlı sözü var.Dünyayı gösterse de yine bizde gözü var. (televizyon)Altında dört teker,üstünde yük çeker. (araba)
Karnında yer,sırtından çıkarır. (rende)
Ağzını açar,alev saçar.Üstünde yemek,altında pasta pişer. (fırın)
İki camlı pencere,bakıp durur her yere. (gözlük)
Kırışık mırışık,bu giysiyi giymem.Kim düzeltir bilirim,söyleyemem. (ütü)
Ortaya bir gümüş top koydum,ay geldi alamadı,güneş geldi aldı. (buz)
Evi sırtında,ayağı karnında,izi yıldız,gözü boynuz. (salyangoz)
Kat kattı katmer değil,kırmızıdır elma değil,yenir ama meyve değil (soğan)
Çıt etti,çiçek açtı (kibrit)
İpi bağladım sopaya,uçtu gitti havaya (uçurtma)
Yaprağı var ağaç değil,dikilir urba değil,konuşur insan değil. (kitap)
İnim inim inler,bin kişi dinler (davul)
Gece dolu,gündüz boş (yatak)
Benim bir kızım var,kat kat çeyizi var (lahana)
Dağdan gelir sekerek,kara üzüm dökerek (keçi)
Boyu uzun fidan gibi,teni beyaz zambak gibi (mum

ÇOCUK EĞİTİMİNDE ALTIN KURALLAR


Sevmek, hem seveni hem de sevileni iyileştirir.Çocuğun potansiyelini annesinin ufku belirler.Ödevini velisi yapan çocuk başarısız olur. Yol gösterilmeli, eşlik edilmeli ama ödevi veli yapmamalı.Sizin ne yaptığınız değil, çocuğunuzun nasıl algıladığı önemlidir.Şiddet, iletişimde beceriksizliktir. Sağlıklı iletişimi başaran aileler şiddete gereksinim duymazlar.
Çocuk her isteği yapıldığında değil, hataları ve beceriksizlikleri karşısındaki tavrımızdan sevildiğini anlar. Hata yaptığında şahsını incitmeden hatasını düzeltmeye çalıştığımızda çocuk sevildiğini anlar. Sevmek ve sevdiğini göstermek ayrı şeydir. Sevmek yetmez, sevgiyi göstermeyi öğrenmek gerekir.
Çocuğu yıpratacak şekilde davranırsanız, çocuk da aynı şekilde davranmayı öğrenir.
Hiçbir çocuk doğuştan saygılı veya saygısız değildir. Saygıyı ve saygısızlığı bizden öğrenirler.
Evde çocuğunuzun kusur avcısı olursanız, çocuğunuzun kusurları artar.
Çocuğunuzu olmasını istediğiniz gibi değil olduğu gibi kabul ederseniz, olabileceğinin en iyisi olur.
Hiç kimse emir almaktan hoşlanmaz.
Ana babalar kardeş kavgalarında haklı olanı aramak yerine, çözüm aramalı, çocuklara da çözüm aramayı öğretmelidir.
Güç kullanmak denetleneni köleleştirdiği gibi, denetleyeni de etkisizleştiriyor.
Güç kullanmak güveni, dostluğu, yakınlığı ve sevgiyi yok ediyor. Güç kullanmak denetleyenin ve denetlenenin sağlığını ve mutluluğunu tehdit ediyor. Güç kullanmak çocukta yenilikçiliği ve üreticiliği bastırır. Ceza saldırganlığı arttırır. Gülümseyen insan, “Sen değerlisin.”der. Mükemmeliyetçi anne babalar, çocuğun normal gelişimini aksatırlar. Çocuğu sevmek, onun için neyin gerekli ve önemli olduğunu bilmekle başlar.
Çocuğumuza sevgiyle her dokunduğumuzda, beyninde binlerce nöron uyarılır. insanlara ve öncelikle çocuklara yapılabilecek en büyük iyilik, onlara akıllarını kullanmayı öğretmektir. Alınan bir kararda payı olmayan kişinin, o kararı uygulamak için motivasyonu düşüktür. Güç kullanmak hem denetleyen hem de denetlenenin sağlığını ve mutluluğunu tehdit eder. Çocuklara güvenmeden, onlara güvenip güvenemeyeceğinizi hiç bir zaman bilemezsiniz.
Çocuklarınıza davranışlarının size neden sorun yarattığını söyleyin, ama sorunu çözmek için ne yapması gerektiğini değil. Ad takılan ve kötülükle etiketlenen çocuk kendini suçlu hisseder.
Çocuklar verilen emri yapmayınca tehdit edilirlerse, davranışlarını değiştirmeye karşı direnirler.
öğüt veren sürekli ahlak dersi sunan anne babalar çocuklarının canını sıkar. Konuştuğunuz konu ne olursa olsun, siz ne kadar çok dinlerseniz, çocuğunuz da size o kadar çok şey anlatır. Çocuğunuzun mükemmel bir anne-babaya değil, onu seven, koruyan ve kabul eden bir anne ile babaya ihtiyacı vardır. Uzun konuşmalar ve nasihatler nadiren akılda yer eder, oysa davranışlarınız etkili, net mesajlar verir. Çocuğunuz anne babalığınızı ödüllendirmek zorunda değildir. Anne babalığın tatmin duygusu içten kaynaklanır. Evlilikte "seni seviyorum"dan daha güzel bir söz varsa "sen haklısın"dır. Bir kardeşteki olumlu özelliklerin diğerlerinde de olması gerekmez. Sürekli söz dinletmeye çalışmak yerine, size karşı çıkan çocuğunuzun sorgulama ve itiraz etme yanının geliştiğini düşünün. Baskıcı değil ikna edici konuşun. Çocukla konuşurken kişiliğine saldırmamak sadece sorunu konuşmak çocuk eğitiminde altın kuraldır.Anne babanın tutumları çocuğun kişilik yapısını belirler. Sorun olduğunda verdiğiniz tepki karşımızdakini düşündürtüyorsa başardınız demektir.
Çocuk eğitimini olumsuz etkileyen faktörlerden en önemlisi aile içi iletişimsizliktir. Çocuk beni hiç dinlemiyor diyen ebeveyn önce kendisi çocuğu özveriyle dinlemeli. Ne dediğini anlamalıdır. Çocuk sevilmediğini düşündüğü zaman dikkat çekmeye çalışır. Çocukla iletişimde en temel kural kişiliğine saldırmadan, olayı konuşmaktır.
Çok sık ve şiddetli verilen ceza çocuğun içine kapanmasına neden olur.
Çocukta iç denetimin gelişmesi için onu denetlemek yerine davranışlarla etkilemek gerekir.
Ödül, özellikle övgü alışkanlığı çocuğun içsel motivasyonunu zayıflatabilir.
Sürekli engellenmeye gösterilen tepki saldırganlıktır. Otoriteye itaat, sorumluluk duygusunu ve kendi kendini denetlemeyi yok eder.
Sevgi empati yapabilme duyarlılığı, şefkat de fiile dökmektir. Çocuk annesinden şefkat göremezse ömür boyu başkalarından sürekli şefkat bekler. Çocuk annesinden yeterli şefkati görürse başkalarına şefkat göstermeyi öğrenir. Mutlu çocuk yüksek zekalı olmasa da çok başarılı olabilir, mutsuz çocuk yüksek zekalı olsa da başarısız olabilir. Korkan ve sürekli eleştirilen çocuk öğrenemez. Kendini kötü hisseder, kendini kötü hissetmeyi öğrenir.
Çocuk karşılanmamış duygusal ihtiyaçlarını bir kayıp olarak hisseder ve ilişkilerinde hep bu ihtiyaçları karşılamaya çalışır. Çocuğun karşılanmamış duygusal ihtiyaçları kişiliğinde bir boşluk olarak kalır. Mutlu ve pozitif ortamda yetişen çocuklar, özgüvenli ve başarılı olurlar. Anne ya da babanın koyduğu kuralı bir diğeri bozmamalıdır. Kuralı bozmak veya kaldırmak ortak karar olmalıdır. Bizim çocuk sorunlu, farklı; bütün sorun bu diye düşünen ebeveynlerin sorunları daha da büyür.
Sürekli dayak yiyen çocuklar, özgüvensiz olurlar. Çocuğun sorumluluk sahibi olması için, eksiklerini kapatmak yerine bazen yaptıklarının sonuçlarıyla başbaşa bırakılması gerekir.
0-6 yaş arası, çocuğa söylenen her söz bir mesaj içerir. insan doğruları hatalardan öğrenir. Çocuğunuzun küçük hatalar yapmasına izin verin. Vurgu uğradığı yeri pekiştirir. istemediğiniz davranışlara vurgu yaparsanız pekişmelerine sebep olursunuz. Çocuk kendisine bakım veren kişiye derin bir bağlanma gösterir. Anne ve çocuk arasındaki ruhsal bağ, çocuğun beyin ve beden gelişimi için temel gıdadır. Çocukların ergenlik öncesine kadar sorunlarını ifade etmede kullandıkları dil "davranış dili" dir. Çocuğun her doğru veya her yanlış davranışı bir işarettir. Bir olay karşısında anne ve baba farklı mesaj verirse çocuk neyin iyi, neyin kötü olduğunu anlayamaz.
Çocuk sevildiğinden, kendisine değer verildiğinden emin değilse, emin olana dek koyduğunuz kuralları çiğnemeye ve sizinle çatışmaya devam edecektir. Aynı şekilde davrananlar aynı sonuçlarla karşılaşırlar.
Sebepler değişmeden sonuçlar değişmez. Sevilmek için kusursuz olmak gerekmez. Her çocuk bunu hissetmelidir. İyi bir anne çocuğunu beslemekten daha fazla şey yapar. Çocuğa geleceğin merceğinden bakar. Yani küçük çocuğundaki potansiyel yetişkini göz ardı etmeden ona yaklaşır. İyi bir anne kusursuzluk aramaz, ama yaptığımız hataları da görmemezlikten gelmez. Sevgi kötülüğün panzehiridir. Çocukların duyguları en az yetişkinlerin duyguları kadar hassastır. Sevgi, çocuğun neye ihtiyacı olduğunu düşünme ve onu verme duyarlılığıdır.
Çocuk acı veren duygularını annenin sakinliği ve sevgisiyle değiştirir. Yaptıklarımızın hesabını yalnızca kendimiz veririz. Çocuklarımıza yaptıklarımızın da... Dikkat ilginin bir konuya odaklanmasıdır. Algısı iyi çocukların öğrenme süreçleri iyi hale gelir. Çocukta hafıza gelişimini engelleyen önemli faktörlerden biri dikkat eksikliğidir. Anneyle etkileşim, çocuğu duygusal anlamda doyuran bir kişinin varlığı demektir. Çocuklarda hafızayı en fazla geliştiren olgulardan biri anneyle etkileşimdir. Ebeveynin umutsuz, yorgun ve negatif bir ruh hali taşıması çocuğun da umutsuz ve negatif bir ruh hali edinemsine sebep olabilir.
Hırçın çocukların mutlu olup olmadıkları düşünülmeli, mutsuzluk sebepleri araştırılmalıdır. Çocukta sinirlenme davranışı, duygusal stresin ve adaletsizliğin çocukta oluşturduğu hoşnutsuzluk ve gerilimin sonucudur. Her tepki bir sonuçtur. Beklentiniz çocuğunuzun mükemmel olması ise hep fazlasını ister çocuğu beğenmezsiniz. Böyle davranılan çocuk normal bile olamaz. Beklentileriniz normal olursa normal davranırsınız, çocuğunuz normal ve belki mükemmel olur. Doğruları ve güzellikleri fark etmeye çalışırsanız, doğru davranma beceriniz artar. Yanlışları görmeye çalışırsanız siz de yanlış yaparsınız, yanlış davranırsınız. Bir annenin dikkati, ne yapsam da çocuğum/eşim evi özleyerek koşa koşa eve gelse sorusunda olmalı. Çocuğunuzu tenkit etmeye alışırsanız, çocuğunuzun size saygısı ve itimadı azalır. iyi davranışlar mıktanıs gibidir, insanları birbirine çeker. Dışarıda zarar görmek evde zarar görmekle başlar. Çocuklar cezalandıran disiplini kendi yararlarına olarak algılamazlar. Anne baba olarak ne kadar örnek olursak, o kadar karşılık görürüz.
Çocukta fark edemediğiniz her iyi şey kaybolur, söner.
Çocuğunuzda desteklediğiniz herşey büyümeye doğru adım atar. Derslerinde başarısız ama hayatta mutlu ve başarılı olan çoktur. Derslerinde başarılı ama hayatta mutsuz ve başarısız olan az değildir.
Dehanın önündeki en büyük engel müdahaledir. Sık öfkelenen kişiler beklentisi yüksek olan kişilerdir. Çocuklar bazen sınırları zorlayarak anne babanın kararlılığını ölçer. Bu durumda, kararlı ve sakin bir şekilde hayır denmeli. Çocuk yetişkin gibi davranamaz. Çocuktan yetişkin tavrı beklemek öngörüsüzlüktür, hatadır. Siz bir şeyleri kendinize yük yapmazsanız, hiç birşey size yük olmaz. Yük gibi algılarsanız, yük yapmış olursunuz.
İletişimde dürüst, açık ve net olabilmek gereklidir.
İletişimde en büyük engellerden biri, aceleci davranmaktır. Düşünerek konuşma yetisi kaybolur. Sabır, doğanın hız ve ritmine uygun davranmaktır. Bir gün evet dediğine yarın hayır diyen ebeveynlerin çocukları, iyi-kötü doğru-yanlış kavramlarını oturtamaz.
Uygulanmayacak emir verilmemelidir. Uygulanmayacak kural konmamalıdır. Her evde basit ve anlaşılır kurallar olmalıdır. Hem çocuklar, hem de yetişkinlerin yararına, makul kurallar olmalıdır.
Hiç bir işimiz, annelik ve babalık sorumluluğundan daha önemli olamaz. Anne çocuğa sınırlar koyarken, çocuğun olduğundan farklı görünmesini sağlamaya çalışmamalıdır. Çocuk, annesi kendisine hayır derken bile sevildiğini anlamalıdır. Akıllı bir anne, çocuğunun anlayamadığı yanlarını yadırgamaz. Onun her özelliğini tanımaya çalışır, sever, iyiye yönlendirir. Çocuk hissederek öğrenir. Olayları ve insanları duygularıyla algılar. iyi ve güzel şeyler insana annelik kapısından girer. Ergenin en önemli ihtiyacı kabul görmektir. Kabul gördüğü yere yapışır. Çocuklarımıza yaklaşım biçimimiz onların da bize nasıl yaklaşacağını ifade eder.
Çocuk dünyaya anne babasının penceresinden bakar. Başarılı liderler, birlikte çalıştıkları kişilerin görüşleri kendilerininkinden farklı olduğunda onları öğrenmek isterler. Çocuklar baskıyla denetlenmeye daha bebekken tepki gösterirler. Annenin görevi, çocuğun eksiklerini sürekli kapatmak değil, ona kendi kendini yönetmesini ve eksiklikleriyle baş etmeyi öğretmektir. Hiçbir çocuk başka bir çocuğun eşi davranışlarda bulunmaz. Aynı çağlar ve aynı gelişme evresi içinde her çocuğun çizgisi farklı olacaktır. Ben iletisi (Yararlı): Odanı dağınık görünce çok üzülüyorum. Sen iletisi (Zararlı): Odanı çok dağıtmışsın, ne kadar dağınıksın. Beni çok üzüyorsun. iletişimde "sen" iletileri sorunları ARTTIRIR, "ben" iletileri sorunları AZALTIR.
Asıl yatırım, insanları doğru davrandıracak bilgilere yapılan yatırımdır. Sabrımız bizi pasifleştiren değil, düşündüren ve nasıl davranmam doğru olur kaygısını veren aktif sabır olmalıdır. Sabır, anne ve babanın ortak tutumu olmalıdır. Birinin sabrettiğine diğeri de sabretmelidir. Sabırsız annelik babalık olmaz. Şöyle yapmam gerekirdi, ama ben şu sebepten dolayı gergindim, istemeden şöyle davrandım diyebilmeliyiz.
Kendimizi kaybetme kredimizi çok çok az tutmalıyız. Ancak istemeden yanlış şeyler yapınca da, çocuktan özür dilemeliyiz. Çocuğun aynı davranışına bir gün öyle bir gün böyle davranmak, tutarsızlıktır. Çocuğun kişilik gelişimine zarar verir. Çocuğa aşırı tepkiler verdiğimiz olabilir, bu durum annelik konusunda bizi ümitsizliğe düşürmemeli.insan olduğumuzu kabul etmeliyiz.
Dikkatiniz neredeyse enerjiniz oradadır. Bir çocuk ne kadar çok şey görür ve duyarsa, o kadar çok görmek ve duymak isteyecektir. Bu da onu geliştirir.
Çocuk eğitiminde amaç, çocuğu denetlemeyi değil etkilemeyi öğrenmektir. Biz çocuklarımızın sahibi değiliz. Böyle zannetmek çocuğu sevmekten çok ona hakim olma isteğimizi arttırır. Anne kalbi çocuğun okuludur. Çocuk potansiyelini mükemmel şekilde gerçekleştireceği ortamı her yerde bulur. Yeter ki biz engel olmayalım. Her çocuk harika ve kendine has bir potansiyelle doğar. Sevgi, muhatabın ihtiyaçlarını anlamak ve doğru yöntemlerle karşılamaya çalışmaktır. Annelik ve babalık herşeyden önce annelik ve babalılğı sevmektir. Çocuk annenin iyi bir anne olup olmadığına bakmaz, kendisine ne yaşattığını hatırlar. Bir çocuğun ilk temel ihtiyacı, varlığının onaylanmasıdır.

sanat etkinlikleri 2



cd den salyangoz






























































31 Ekim 2009 Cumartesi

sanat etkinlikleri

KABAK ÇEKİRDEĞİNDEN ÇAM AĞACI



bürüştürma yöntemi

10 kasım özel